Hayata Dair Küçük Şeyler

HAYATA DAİR KÜÇÜK ŞEYLER

Bu sabah Next Level alışveriş merkezindeki sergime gitmek için yola çıktım. Yolda ilerlerken yolun Ümitköy’den çıkıp Eskişehir yoluna bağlanan kısmında orta yaşlarda birisi el kaldırdı. Biraz geçtikten durup geri doğru gittim. Yağmurdan iyice ıslanmış sırılsıklam bir halde “teşekkür ederim” dedi. Binerken de özür diledi. Pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmuş, ayakkabıları çamurlanmıştı, üzerinden sular süzülüyordu. Elinde beyaz bir plastik torba vardı.
-Ayakkabılarım, çoraplarım dahi ıslandı, arabanızı kirletebilirim, dedi.
-Sorun yok, önemli değil, ben Konya yolu kavşağına kadar gidiyorum dedim. Ne tarafa gideceğini sordum.
Tekrar teşekkür etti ve “utanarak el kaldırdım, içimden bu el kaldırdığım son araba olsun, bu araba da durmazsa artık yürüyerek gideyim demiştim” dedi ve kendisini ODTÜ kavşağı civarında bırakabileceğimi söyledi.
Bir süre sessiz gittik. Bir şey söylemedi. Ben ne tarafta oturduğunu ne iş yaptığını sordum.
-On yedi gündür işsizim, bu tarafta bir iş görüşmesine geldim, bir de Siteler’de bir görüşmeye gideceğim, onun için yola çıktım dedi. Gittiğim her yerde form doldurtup biz sizi ararız diyorlar, ben de bu arada sağda solda kola kutularını toplayıp, bunları satarak ekmek paramı çıkarmaya çalışıyorum.
Tertemiz yüzlü, sakin ve efendi bir görünümü vardı. Sabah evden çıkarken kızım bana dua etti, “baba bugün inşallah iş bulursun” diye dedi. Onun için dolaşıyorum dedi. Kaç çocuğu olduğunu sordum. “Bir tane kızım var, onu evlatlık aldım dedi. İnşaatlarda, tarlalarda çalışıyor geçinmeye çalışıyorum dedi. Allah’tan iki şeyi çok istedim ve dua ettim dedi. Birisi bir çocuğum olsun, bir de bir işim. İnşallah bugün başvurduğum yerlerden biri kabul eder beni dedi. Bunu söylerken gözlerinde umut vardı.
Çok hüzünlendim, üzüldüm.
-Bak dedim yağmurdan kurtuldun, ben sana uğurlu gelirim şimdi, İnşallah bu işlerden birisi olur dedim. O benim kim olduğumu sormadı, merak etmedi. Sadece çocuğunun olmasından dolayı duyduğu engin ve eşsiz mutluluğu anlattı. Ben hiçbir şey anlatmadım. Hüzünle dinledim sadece. Bugün de iş bulamazsam kutu toplamaya devam edeceğim dedi, elindeki torbayı açıp kutuları gösterdi. On yedi gündür bunları toplayıp eve ekmek götürüyorum dedi.
ODTÜ kavşağına yaklaşırken tekrar teşekkür etti, emniyet kemerini çıkarmaya çalışırken sordum.
-Buradan sitelere nasıl gideceksin?
-Anadolu bulvarından çiftlik içindeki yeni bulvardan Akköprü’ye oradan da Siteler’e yürüyeceğim dedi.
-Dur kemeri çözme dedim, ben seni oraya kadar götüreceğim dedim. Çok şaşırdı, sizi yolunuzdan almayayım dedi. Acelem yok gidip dönerim dedim.
Siteler’e vardığımızda onlarca teşekkür ve dua etti. İnerken “dur” dedim. Çantamı açtım bir miktar para uzattım almak istemedi. Alamam dedi. Ben de “Bunu çocuğuna, güzel kızına veriyorum, ona bir şeyler al dedim. Utanarak, sıkılarak aldı. Mutlu, hüzünlü idi. Gözlerine baktım ağlıyordu. Ben de ağladım… Eminim ki bugün başvurduğun işlerden biri olacak dedim… Sanırım ikimiz de ağlayarak ayrıldık…

Pek çok şeyi farketmeden yaşıyoruz çoğu zaman. Aslında şükredecek ne kadar çok şeyimiz var ve yardıma, desteğe ne kadar çok ihtiyacı olan insan ve hayat var. Aslında ne kadar da çok paylaşacak şeyimiz var, güler yüzümüz, mutluluğumuz, dost elimiz, paramız…

Sevgiyle kalın, PAYLAŞIN…


Okunma Sayısı : 554